Panikos Hrisanthu, Sevgül Uludağ’ın insanlık ve siyaset arasındaki ilişkileri ele alan çalışmalarıyla ilgili önemli değerlendirmelerde bulundu. Hrisanthu, Uludağ’ın, kayıp kişiler konusundaki kapsamlı çalışmalarının toplumsal anlamda öncü bir rol üstlendiğini belirtti. Sevgül, yalnızca kendi toplumuna değil, her iki tarafın da acılarını yansıtan bir perspektifle çalışmalara yönelmişti.
Uludağ, insanlık duyguları üzerinden başladığı çalışmalarında, zamanla güçlü bir siyasi boyut kazandığını belirtirken, siyasetin en önemli unsurlarından birinin insanlık merkezi olduğunu ifade etti. İnsanın yaşamı, güvenliği ve refahı, politikaların özünde yer almalıdır. Bu temel düşünce, Sevgül’ün çalışmalarının merkezini oluşturmaktadır.
Öncü ve Devrimci Çalışmalar
Hrisanthu, Sevgül Uludağ’ın kayıp kişilerin akıbetini araştırmada sergilediği cesareti ve hedef odaklı yaklaşımını da vurguladı. Uludağ, kayıpların kaderlerini ortaya çıkarmak amacıyla yaptıkları çalışmaların, toplumda derin bir sorumlulukla yürütüldüğünü ve bu amacın pratikte kayıpların kemiklerinin bulunması ve gömülmesi sürecine yönelik olduğunu aktardı. Bu süreçte, her iki tarafın da acısını anlamak ve paylaşmak için bir köprü işlevi üstlenmiştir.
Uludağ, araştırmalarını sadece kendi toplumuyla sınırlı kalmayarak, her iki tarafın da güvenini kazanmayı başarmış ve insanların acılarına ayna tutmuştur. Bu, onun cesaretini ve özverisini gösteren bir durumdur. Bu çaba, kaybedilenlerin ailelerine bir nebze olsun teselli vermiştir.
Siyasi Engeller ve Cesaret
Sevgül Uludağ, kayıp kişilerle ilgili çalışmalarına başladığında, o dönemin Kıbrıs Türk siyasetinin lideri Rauf Denktaş’ın tutumuna karşı bir muhalefet oluşturmuştu. Denktaş, kayıpların durumunu inceleyecek araştırmaların yapılmasına karşı çıkmış ve bu durum, Uludağ’ı büyük sıkıntılara sürüklemiştir. Zira Denktaş, kaybolan kişilerin varlığına dair herhangi bir tartışma yürütmeyi istemiyordu.
Hrisanthu, “Sevgül, hem Kıbrıslı Türkler hem de Kıbrıslı Rumlar tarafından hedef alındı, ancak bu onu durdurmadı” ifadesiyle, Uludağ’ın cesaretini ve inancını vurguladı. Yazılarında, sadece kayıpların nerede yattığına dair bilgiler vermekle kalmamış, aynı zamanda bu konuda daha fazla açıklık getirmenin gerekliliğini savunmuştur.
Uludağ’ın çalışmalarının toplum için yalnızca birer kaleme alınmış tarih olmadığını, bunun insanlık için birer ders olduğunu belirten Hrisanthu, bu noktada toplumun kendi sorumluluklarını kabul etmesi gerektiğine dikkat çekti. Geçmişteki suçların üzerinin kapatılması, yeni suçların işlenmesine zemin hazırlayabilir.
Sevgül Uludağ’ın cenaze töreninin Kıbrıslı Türkler ve Kıbrıslı Rumlar tarafından kitlesel bir yas etkinliğine dönüşmesi, onun kişiliğinin herkes tarafından nasıl benimsendiğini göstermektedir. Acılara karşı duyulan ortak hissiyat, onun mirasının bir parçasıdır. Uludağ’ın cesareti ve çalışmaları, şimdi ve gelecekte, kayıplar ve acılar konusunda bir oluşum başlatma konusunda toplumun görevidir.
Kaynak: www.yeniduzen.com







