Türkmenköy’de devlete ait bir tarım alanında yasadışı olarak inşa edilen bir barakada, 6 işçinin insani koşulları hiçe sayılarak yaşadığı tespit edildi. Bu durum, hem barınma koşulları hem de çevresel sağlık sorunlarıyla ilgili ciddi endişeleri gündeme getirdi.
YENİDÜZEN tarafından gerçekleştirilen yerinde incelemeler, işçilerin tek göz odada, temel hijyen şartlarından yoksun bir şekilde yaşadığını ortaya koydu. Hemen yanında bulunan tuvalet ve banyodan taşan lağım sularının çevreye yayıldığı görüldü. Temiz su ihtiyacı için kuyudan su çeken işçilerin, bu atık suların yakınında yaşaması, halk sağlığı açısından büyük bir risk oluşturuyor.
Baraka ve Sağlık Riski
Barakada yaşayan 6 işçiden biri, kuyu ve lağım suyunun birbirine yakın olmasının ciddi bir sorun teşkil ettiğini vurguladı. İşçiler, bu kuyudan su sağlayarak, yemek yapmak ve günlük ihtiyaçlarını karşılamak zorunda kalıyor. En yakın sağlık hizmetlerine erişim açısından da sıkıntılar yaşanıyor ve bu durum çalışanların sağlığını tehlikeye atıyor.
YENİDÜZEN, olayla ilgili olarak Şehir Planlama Dairesi’nden elde ettiği bilgilere göre, bahsi geçen tarla “KKTC” devletine ait. 1975 sonrası terk edilen statüde bulunan bu alan, imar planında “tarımsal gelişme alanı” olarak belirlenmiş durumda. Ancak, bu tür yapıların ana amacı tarımsal faaliyet olması gereken bir alana işçinin barınması için gereksiz bir yapı inşa edilmesi, hukuki açıdan da büyük bir ihlal anlamına geliyor.
Belediye Başkanının Çelişkili Açıklamaları
Beyarmudu Belediye Başkanı Bülent Bebek’in konuyla ilgili yaptığı açıklamalar ise dikkat çekici bir çelişkiyi ortaya koydu. İlk açıklamasında, belediyeye gelen ihbar üzerine Mağusa Kaymakamlığı’na bilgi taleplerinin iletildiğini belirtirken, sonraki açıklamalarında arazinin özel mülkiyette olduğunu ve sözde barakada kimsenin yaşamadığını ifade etti. Bu söylemler, YENİDÜZEN’in yaptığı incelemelerle çelişiyor.
Başkan Bebek’in bu çelişkileri, halk arasında durumu gizlemeye yönelik bir tutum olarak yorumlandı. Olayın yasadışı olduğu bilinmesine rağmen, yerel yönetimlerin bu durumu dile getirmekte isteksiz olduğu dikkat çekiyor. Tarım alanlarının hedef alınması ve işçilerin insani şartlarda yaşamaya zorlanması, bölgede yaşayan vatandaşların da tepkisini çekiyor.
Şimdiye kadar yaptıkları başvurulara etkili bir dönüş alamayan yurttaşlar, bu sorunun daha geniş çapta ele alınmasını bekliyor. Kaçak yapıların düzenli denetimleri ve işçi haklarının korunması adına gerekli adımların atılması gerektiği vurgulanıyor.
Bölgedeki taşeron firmalardan Hasan Külahlılar, işçilerin barındığı yapının geçici bir çözüm olduğunu öne sürmekteyken, bölgede kiralık ev bulmanın zorluğunu da dile getirdi. Ancak, bu tür yapılar için ruhsat alınmaması konusundaki sorular yanıtsız kalıyor ve sorun büyümeye devam ediyor.
Genel olarak, Türkmenköy’deki bu dram, devletin arazilerinin nasıl kullanıldığı ve işçi hakları konusundaki ihlalleri gözler önüne seriyor. Yetkililerin bu durumu ele alarak, gerekli önlemleri alması ve sahada uyulması gereken insan hakları standartlarını sağlaması bekleniyor.
Kaynak: www.yeniduzen.com


