Kıbrıs Rum idaresi altındaki Kıbrıslı Türkler, ayrımcılığa maruz kalmalarının hikayeleriyle gündemdeki yerini koruyor. Bu duruma son verilmesi gerektiği noktasında yapılan çağrılar giderek artıyor. Beş yıl Avrupa parlamenteri olarak görev yapmış biri olarak, Kıbrıslı Türklerin yaşadığı sıkıntıları birebir deneyimlemiş bulunmaktayım. Bankacılık işlemlerinden çalışma yaşamına kadar pek çok alanda ayırımcılığa uğrayan Kıbrıslı Türklerin meselelerini Avrupa Birliği ve Kıbrıs Cumhuriyeti yetkililerine aktardım, ancak kalıcı çözümler üretilemedi.
Kıbrıslı Türklerin Mağduriyetine Dikkat Çeken BM Raporu
Kıbrıs’taki ayrımcılık sorunu, sadece yerel idarelerin değil, aynı zamanda uluslararası topluluğun da dikkatini çekmiştir. Birleşmiş Milletler’in Irkçı Ayırımcılığı Ortadan Kaldırma Komitesi, bu yıl Nisan ayında yayımladığı raporda, Kıbrıslı Türklere, göçmenlere ve diğer etnik gruplara karşı ayrımcılığın mevcut olduğunu açıkça belirtmiştir. Raporda, nefret söyleminin toplumda yaygınlaştığı vurgulanırken, bazı politikacıların bu durumu kendi menfaatleri doğrultusunda kullandıkları ifade edilmektedir.
BM raporunda, karma evliliklerden doğan çocukların yurttaşlık haklarının ihlal edilmesi konusuna da değinilerek, bu durumun Kıbrıslı Türkler aleyhine olduğu vurgulanmıştır. Kıbrıs Cumhuriyeti’ndeki önceki önlemlerin yetersizliği de raporda ayrıca belirtilmiştir.
Dilin Resmiyeti: Ayrımcılığın Perdesi
Bunların yanı sıra, Kıbrıslı Türklerin resmi dil olan Türkçe konusunda yaşadığı sıkıntılar dikkat çekmektedir. Türkçenin resmi dil olmasına rağmen, eğitim ve kamu hizmetlerinde gereğince kullanılmadığı ifade edilmektedir. Örneğin, sınavların yalnızca Yunanca yapılması, Kıbrıslı Türklerin iş hayatında karşılaştığı engellerden biridir. Mahkemelerde de Türkçeye yeterince yer verilmemesi, bu ayrımcılığı pekiştiren bir diğer faktördür.
Kıbrıslı Türkler, yalnızca iş hayatında değil, kültür, spor ve adalete erişim alanlarında da ayrımcılığa tabi tutulmaktadır. Kıbrıs Anayasası’nda Türkçe’nin resmi dil olarak yer alması gerektiği belirtilmesine rağmen, uygulamada bu ilkelere aykırı hareket edilmektedir. Bu durum, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin resmi dilini göz ardı eden bir zihniyetin varlığını ortaya koymaktadır.
Kıbrıslı Türklerin, eğitim, kültür ve spor alanlarında yer bulabilmesi, hem ayrımcılığın ortadan kaldırılması hem de iki toplum arasında bir kaynaşmanın sağlanması açısından önemlidir. Bu nedenle, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin bu konularda adım atması gerekmektedir. Aksi halde, ayrımcılık ve nefret dili toplumda derin yaralar açacak ve iki taraf arasındaki mesafeyi daha da artıracaktır.
Kaynak: www.yeniduzen.com







