‘Artık yeter!’ Kıbrıslı bir vatandaşın, siyasi hayata olan sitemli ifadesi, ülkenin uzun ve karmaşık tarihine ışık tutuyor. Bu anlatının merkezinde, kişisel deneyimler ve kültürel miras yer alıyor. Anlatıcı, mevcut siyasi atmosferden bıkmış ve geçmişte yaşananları yeniden gözden geçirmeyi hedefliyor.
Geçmişin İzleri: Aydınköy’ün Hikayesi
Haber, Aydınköy gibi bir Kıbrıs köyünün, yitirilmiş geçmişi ve değişen yüzü üzerinden şekilleniyor. Anlatıcı, çocukluğunun geçtiği bu köydede yaşananları detaylı bir şekilde aktarıyor: Nicida, Prastyo, Livayi, Gaziveren gibi yerlerin birbirine bağlanması, köy hayatının ritimleri, oyuncaklara ulaşma çabaları ve ilk sigara deneyimi… Bu anlatı, Kıbrıs’ın kültürel çeşitliliğini ve köylere özgü yaşam tarzlarını gözler önüne seriyor.
Anlatıcı, 7 yaşındayken ganimete gitmelerini, viskiyi çalmalarını ve sigara dağıtmalarını anlatırken, çocukluktan yetişip narenciye bahçelerinde çalışmaya başlamasını da aktarıyor. Bu dönemde yaşanan göçmen akınları (Malyalılar, Alehtoralılar), yerleşimlerin değişimi ve bu değişimlerin köylere etkileri de önemli bir yer tutuyor.
‘Magaryos Hükümeti’nin yılanlarla mücadelesi gibi sıra dışı detaylar da anlatıya dahil edilerek, geçmişin farklı yönleri gün yüzüne çıkarılıyor. Narenciye bahçelerinin kuruması, göçmenlerin Lefkoşa’ya yerleşmesi ve Pendaya’nın unutulması gibi olaylar, Kıbrıs toplumunun dinamiklerini gösteriyor.
Anlatıcı, 1926 model bir hastanenin hikayesini anlatırken, geçmişin izlerinin günümüze kadar taşınmış olduğunu vurguluyor. Köy hayatının kaybı ve kültürel mirasın yitirilmesi üzerine duyulan sitem, Kıbrıs’ta yaşanan siyasi ve sosyal değişimlerin bir sonucu olarak değerlendiriliyor.
Siyasi Bir Eleştiri: ‘Devlet Şamar Oğlanı Değildir’
Anlatıcının sitemi, mevcut siyasi durumu sorgulamaya yönelik bir eleştiridir. Erhan Arıklı’nın “devlet şamar oğlanı değildir” sözüne yanıt olarak, geçmişte yaşanan kayıpların ve devletin rolünün tartışılması gerektiğini savunuyor. Kıbrıs toplumunun kültürel mirasının korunması ve gelecek nesillere aktarılması konusundaki endişeler de ön plana çıkıyor.
Anlatıcı, bu sitemli yaklaşımıyla, siyasetçilerin geçmişi anlamasına ve ülkenin sorunlarını çözmek için daha gerçekçi bir bakış açısı geliştirmesine katkıda bulunmayı hedefliyor. Bu anlatı, Kıbrıs’ta yaşanan siyasi dönüşümlerin bireyler üzerindeki etkilerini gözler önüne seriyor.
Kıbrıslı vatandaşın bu sitemli ifadesi, sadece kişisel bir deneyim değil, aynı zamanda ülkenin geleceği için önemli bir uyarı niteliğinde. Siyasi hayatta yaşanan yitirilmiş değerlerin ve hataların farkında olmak, daha iyi bir yarının inşa edilmesine zemin hazırlayabilir.
Anlatıcı bu sitemi, siyasi hayaller kurmaktan veya mastürbasyonla uğraşmaktan ziyade, ülkesine olan bağlılık ve sorumluluk duygusuyla beslenmiş gibi duruyor. Bu durum, Kıbrıs toplumunda daha gerçekçi ve yapay olmayan bir siyaset anlayışının benimsenmesi gerektiğini gösteriyor.
Kaynak: www.yeniduzen.com







